- Ege'den Mektuplar
- Posts
- Aklımı Kurtarmak Zorundayım
Aklımı Kurtarmak Zorundayım
Kafamda dans eden bu düşünceler kimin?
Kafamın içinde canavarlar var.
Binlerce düşünce, dünya görüşü, yapılacaklar, yapılmayacaklar, şu anı iyi geçirme isteği, geleceği kurtarma isteği…
Geçmişten gelen yaralar, farkında olmadan beni yöneten limitleyici inançlar.
Yorgunluk, sıkıntı, öf püf.
Senin de benzer canavarlarla mücadele ettiğini tahmin ediyorum.
Modern insanın bireysel yolculuğunu düşündüğümüzde, bu canavarları görmüyor olsan dahi, orada olduklarını biliyoruz, aklımızı işgal ettiler.
Teknolojiyle birlikte de geri dönüşü olmayan bir yere doğru ilerliyoruz.
Birinin aklını kurtarması gerekiyor.
Aklımızın bizim için çalışan bir organ haline gelmesi özgür bir yaşam deneyimi için çok önemli bir gereklilik.
Ve bundan çok uzağız.
25 yaş, fiziksel olgunluğa ulaştığımız yer.
Zihinsel ya da duygusal olgunluk için belli bir yaş yok, bazen hiç ulaşılmıyor, ya da fiziksel olgunluktan çok daha geç erişilen bir yer.
Yani birey, “erişkin bir insan” olarak kendi için düşünebilmeye en erken bu yaşlarda başlıyor.
Peki bu ana gelene kadar kafanda biriktirdiğin şeyler neydi?
Bizler henüz erişkin değilken bize yüklenen bu bilgiler ve inançlar NE?
ÇÖP
İşe yaradığını savunsan da çöp.
Bu bilgi ve inançları sevsen dahi çöp.
Çünkü kafanın içine konan şeyler için senden izin alınmadı.
Çünkü kafanın içine konan şeylerin ne olacağına senden başka kurumlarca karar verildi.
Çünkü bunu istesek de durduramazdık.
Bunun için ne otoritemiz, ne de kapasitemiz vardı.
Kafanın içi ailen, okul, toplum, devlet tarafından konulan şeylerle dolu.
Bu “çöplüğü” “ben” zannediyoruz. Fakat büyük ihtimalle bunların 1 tanesi bile orjinal değil.
Bütün bilişsel kapasitemiz hatırlamamız gereken işe yaramaz bilgiler ve yapmamız gerektiğine inandığımız kültürel aktivitelerle dolu.
Bunların çoğu kullanışsız, eski, yanlış.
Ve daha da önemlisi, benim iznim olmadan, oradalar.
Hadi çöpleri dışarı atalım!
Bu çöp yığınını hemen götürüp atamıyorsun, eski kıyafetlerini atmakta zorlandığın gibi.
Duygusal bağlar var. Yıllardır bu çöplüğü “sen” zannettin.
İnançlar var. Doğruluğunu sorgulamadın, ezberledin.
İşe yaramıyor belki, ama babandan öğrendin.
Hiç sorgulamadın, ailen öyle yaşıyordu.
Soramadın, tüm arkadaşların böyle davranıyordu.
Televizyonda, sosyal medyada görmüştün.
“Normal” buydu.
Bunların hiçbiri, bir düşünce veya inancın kafanın içerisinde yaşaması için yeterli değil.
Sen neredesin? Sen kimsin?
Bu çöpü temizlemezsem ne olacak?
NPC olacağım.
Non Player Character.
Tüm hayat senaryosu yazılmış, belirlenmiş sınırlar dışına çıkamayan, hep aynı şeyi tekrar eden, akılsız, seçimsiz bir karakter.
Kimsin?
Bedeninde hissettiğin bu “olmamışlık” tesadüf değil.
Varoluşun sancısını alışveriş, netflix ve doom scrolling ile yatıştırma telaşındayız.
Bu çöp nasıl temizlenecek?
Kafanda bir düşünce belirdi diyelim.
Bu düşüncenin doğruluk payı ne?
Bana hizmet ediyor mu?
Olmak istediğim insanın tutunacağı bir fikir mi?
Davranışlarım? İnançlarım?
İçinde karanlık bir nokta kalmayana kadar “yanmaya” var mısın?
"En çok ihtiyacımız olan, bakmayı en az istediğimiz yerde bulunur." -Carl Gustav Jung
— Ege Yagiz (@egeyagiz)
3:42 PM • Jan 1, 2025
Yıllar sürecek bu sürecin belli bir yerinde kafanın içerisindeki düşüncelerin çoğunluğu senin iznin ile orada duruyor olacak.
Bu yol, özerk bir birey olmak için yürümen gerektiğini bildiğin yol.
Bu senin maceran.

Bu maceradaki en önemli ışık kaynağım, beni görünmeyenin karanlığında tek bir an bile yalnız bırakmamış sevgili karım Nur, simit alıyorum gelirken, çayı koy, sana bayılıyorum.
Eğer bu görüşü değerli bulduysan bu mektubu bir arkadaşınla paylaşarak bana anlamlı bir destek vermiş olursun. (Yazının linki)
Mektuplarımı haftalık olarak almak için bültenime üye ol.
Bu ve buna benzer içerikler için beklerim: